G3taslak
Yargı — AYM, HSK, Yüksek Mahkemeler
Anayasa Mahkemesi, kanunların ve olağanüstü hâl düzenlemelerinin anayasaya uygunluğunu denetleyen ve 2012'den bu yana bireysel başvuruları inceleyen yüksek yargı organıdır. Bu sayfa, mahkemenin olağanüstü hâl kararnamelerini denetleme sınırını ve bireysel başvuru mekanizmasının ilk dönemindeki kabul edilebilirlik uygulamasını iki hukuki inceleme üzerinden anlatır.
Ne yapar
Anayasa Mahkemesi'nin görev alanı iki ana başlıkta toplanır: kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin anayasaya uygunluğunu denetlemek (norm denetimi) ve temel hak ihlali iddialarını bireysel başvuru yoluyla incelemek. Merih Öden'e göre bu denetim yetkisinin bir istisnası vardır: 1982 Anayasası'nın 148. maddesinin birinci fıkrası, olağanüstü hâl, sıkıyönetim ve savaş hâlinde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler için Anayasa Mahkemesi'nde dava açılmasını yasaklar. Aynı yasak 2949 sayılı Kanun'un 19. maddesinde de tekrarlanır.116
Bireysel başvuru yolu 23 Eylül 2012'de işlemeye başlamıştır. Bülent Algan'ın aktardığına göre 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin ikinci fıkrası üç kabul edilemezlik başlığı sayar: anayasal önem taşımayan başvurular, başvurucunun önemli zarara uğramadığı başvurular ve açıkça dayanaktan yoksun başvurular. Bu ölçüt Türkiye'ye özgü değildir; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 35. maddesinin 3(a) fıkrasında da yer alır ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından uygulanır.111
Nasıl kuruldu, nasıl değişti
Olağanüstü hâl kararnamelerinin denetimi konusunda kırılma noktası 1991'dir. Öden'in incelemesine göre Anayasa Mahkemesi, 425 ve 430 sayılı kanun hükmünde kararnameler hakkındaki iki kararıyla, bir işlemin yargı denetimine tabi olup olmadığını onu yapan organın verdiği adla bağlı kalmadan, işlemin hukuki niteliğine bakarak kendisinin belirleyeceği içtihadını bu alana taşımıştır. Mahkemenin formülü şudur: "olağanüstü hâl KHK'si" adıyla yapılan bir düzenlemenin gerçekten o nitelikte olup olmadığını incelemek zorundadır; o nitelikte görmediklerini anayasaya uygunluk denetimine tabi tutar. Böylece 148. madde yalnızca gerçekten olağanüstü hâl kararnamesi niteliğindeki kuralları denetim dışı bırakmış olur.116
Öden, anayasada hak genişletici birçok değişiklik yapıldığı hâlde 148. maddedeki denetim yasağına dokunulmadığını belirtir ve bu hükmü şöyle değerlendirir:
"Bu hüküm, Anayasanın temel olağanüstü hal ve sıkıyönetim rejimlerinde temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla tanıdığı güvencelerin hukuki değerini büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır." — Öden, 2009 116
Bireysel başvuru cephesinde ise ilk dönemin sayıları dikkat çekicidir. Algan'ın aktardığı verilere göre 24 Eylül 2012 ile 31 Aralık 2013 arasında kayda alınan toplam başvuru 11.239'dur (2012'de 1.342, 2013'te 9.897). 2013'te sonuçlandırılan dosyalarda kabul edilebilirlik kararı verilen dosya sayısı 31, kabul edilemezlik kararı verilen dosya sayısı 2.539'dur; bu sayıya 1.376 idari ret dâhil değildir. Makalenin yazıldığı tarihte mahkeme ilk iki kabul edilemezlik başlığında henüz karar vermemiş, "açıkça dayanaktan yoksunluk" başlığında ise 90 karar birikmişti.111
Bugünkü tartışma
Algan'a göre Anayasa Mahkemesi "açıkça dayanaktan yoksunluk" kavramını büyük ölçüde AİHM'e paralel yorumlama eğilimindedir. AİHM bu ölçütü dört temel gerekçeyle uygular; bunların başında "dördüncü derece mahkemesi" olmama ve açık bir ihlalin bulunmaması gelir. Yazar, bu paralelliğin AİHM uygulamasının eleştiriye açık yanlarını da Türk sistemine taşıma riskini doğurduğuna dikkat çeker. Makalenin hukuki gerilim noktası ise şudur: ölçüt biçimsel bir kabul edilebilirlik incelemesi gibi görünse de başvurunun esasına bir ölçüde girmeyi gerektirir.111
"Gelinen noktada, Anayasa Mahkemesi'nin, bu kavramı büyük ölçüde AİHM ile paralel yorumlama eğiliminde olduğu kendini göstermektedir." — Algan, 2014 111
Her iki incelemenin de zaman sınırı vardır. Öden'in makalesi 2009 tarihlidir ve 20 Temmuz 2016 sonrası olağanüstü hâl dönemini kapsamaz; bu nedenle 1991 içtihadının sonraki dönemde nasıl uygulandığı sorusuna cevap vermez. Algan'ın çalışması ise bireysel başvuru sisteminin yalnızca ilk on beş ayına dayanır; mahkemenin içtihadı sonraki yıllarda genişlemiş ve değişmiştir. İki metin de hukuki-teknik incelemedir ve kabul edilemezlik oranının ya da denetim yasağının siyasal sonuçlarını tartışmaz.111116
Kaynaklar
- ALGAN Bülent. Bireysel başvurularda “açıkça dayanaktan yoksunluk” kriterinin Anayasa Mahkemesi tarafından yorumu ve uygulanması. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2014 doi:10.1501/hukfak_0000001748OA↩
- ÖDEN Merih. ANAYASA MAHKEMESİ VE OLAĞANÜSTÜ HAL VE SIKIYÖNETİM KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNİN ANAYASAYA UYGUNLUĞUNUN YARGISAL DENETİMİ. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2009 doi:10.1501/hukfak_0000001583OA↩