G8taslak
Medya, Sivil Toplum ve Denetim
Medya, kamu gücünü haber ve bilgi yoluyla denetleyen; sivil toplum ise devlet ile yurttaş arasında örgütlü aracılık yapan alandır. Bu sayfa, Türkiye'de basın-iktidar ilişkisinin 1909'dan 2017 sonrasına uzanan süreklilik hattını, medya sahipliğinin holdingleşmesini, RTÜK gibi düzenleyici kurumların işleyişini ve sivil toplumun demokratikleşmedeki sınırlı rolünü, havuzdaki çalışmalar üzerinden anlatır.
Ne yapar
Zeynep Hazar'a göre basın özgürlüğü yalnız düşünceyi açıklama hakkı değil, haber ve bilgiye ulaşma hakkını da içerir; bu yönüyle "dördüncü kuvvet" benzetmesi, devleti sınırlayan işleviyle makul sayılır.276 Sevgi Vahit ve Temiztürk aynı işlevi tersinden tarif eder: medya ile siyaset arasındaki karşılıklı menfaate dayalı ilişki, medyanın kamu adına denetleme ve toplumu doğru bilgilendirme işlevlerini sağlıklı yerine getiremediği tartışmasını doğurmuştur.261 Ahmet Gedik ise medya-siyaset ilişkisini karşılıklı bağımlılık olarak okur ve Türkiye'de medya içeriğinde öne çıkan konuların iktidarın söylemlerini yeniden ürettiğini savunur.260
Sivil toplum, bu sayfanın ikinci ayağıdır. E. Fuat Keyman ve Ahmet İçduygu'ya göre devlet-merkezli modernitenin krizi, sivil toplumu demokratikleşmenin başat aktörü konumuna yükseltmiştir; ancak yazarların merkezî uyarısı, sivil topluma kendiliğinden olumluluk atfetmenin hata olduğudur.27 Fahri Çakı'nın aktardığı çerçevede yönetişim, bireyler, haneler, topluluklar, hükümetler, özel sektör, akademi ve sivil toplum gibi aktörlerin sorumluluğu paylaşmasıdır.143
Nasıl kuruldu, nasıl değişti
Türkiye'de basın-iktidar ilişkisinin kökü Cumhuriyet'ten öncedir. Şeyhmus Bingül, Osmanlı taşra basınının devlet eliyle kurulduğunu aktarır: 1864 Tuna Vilayet Nizamnamesi her vilayette matbaa ve vilayet gazetesi öngörmüş, 1908 sonrasında basın İttihatçı ve İttihatçı-karşıtı olarak ikiye ayrılmıştır; Diyarbakır'daki Dicle Gazetesi, İttihat ve Terakki'nin il şubesinin desteğiyle çıkmıştır.256 Hasan Taner Kerimoğlu'nun Sada-yı Millet incelemesi, II. Meşrutiyet'te yüzlerce gazete çıkmasına karşın çok azının iktidar partisine muhalefet edebildiğini gösterir. Gazete Divan-ı Harb-i Örfî kararıyla kapatılmış, aynı künyeyle "Cidâl" adıyla devam etmiş, o da kapatılmış; başyazar Ahmet Samim Bey 9 Haziran 1910'da öldürülmüştür.258
"1908 Devrimi'ni başarıya ulaştıran İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet yönetimine egemen olduğu II. Meşrutiyet döneminde basın üzerindeki baskılar son bulmamış, 'devr-i hürriyet'te de 'istibdat' dönemini andıran sahnelere tanık olunmuştur." — Kerimoğlu, 2016 258
Fahri Kılıç'ın Bolu gazeteleri üzerine iki çalışması, devlet-basın ilişkisinin kurumsal başlangıcını Millî Mücadele'ye yerleştirir. İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskısıyla Millî Mücadele yanlısı basına ağır sansür uygulamış; Mustafa Kemal Paşa'nın resminin basılması ve adının yanına "Paşa" unvanının yazılması yasaklanmıştır. Mustafa Kemal Paşa ise mücadeleyi kamuoyuna duyurmak için yanlı bir basının oluşmasına çalışmış ve Matbuat Umum Müdürlüğü'nün kurulmasına öncülük etmiştir.257 Aynı dönemde Dertli gazetesi vilayet matbaasında basılmış, imtiyaz sahibi TBMM Bolu milletvekili İlyaszade Şükrü Bey olmuştur; milletvekili-gazete sahipliği örüntüsü kuruluş döneminden itibaren vardır.244
1950, parti gazetesi ile bağımsız gazete ayrımının belirginleştiği eşiktir. Alper Bakacak'a göre CHP'nin yayın organı Ulus, 1950'ye kadar iktidarı savunan gazeteyken seçim sonrası on yıl sürecek "DP iktidarına karşı en sert muhalefeti yapan gazete" kimliğine bürünmüş; Nihat Erim gazetenin başına geçirilmiştir.246 Behrin Yalçın ise "siyasi, iktisadi, müstakil günlük gazete" sloganıyla kurulan Yeni İstanbul'un, aynı seçimde partiler arası uzlaşma ve seçim güvenliğini gündeme taşıdığını aktarır.272 Dilara Nergishan Koçer, basının en özgür sayıldığı erken 1950'lerde bile basın özgürlüğünün sorunlu olduğunu ileri sürer: DP'nin muhalefetteyken savunduğu basın özgürlüğü anlayışı iktidarda tersine dönmüş, Sivas'ta çıkan Hücum gazetesi hakkında kısa yayın hayatında çok sayıda dava açılmıştır.262
Askerî müdahale dönemleri üç çalışmayla izlenir. Sema Akılmak Topçu ve Ural'a göre 1960'ta DP hükümeti sıkıyönetimle basına müdahale etmiş, protesto haberleri yasaklanmış; darbeden sonra ise basın, cuntanın meşruiyet inşasının aracı olmuştur — aynı basın iki ay içinde önce iktidar sansürünün nesnesi, sonra darbe propagandasının öznesi hâline gelmiştir.245 İsrafil Karataş, 12 Mart 1971'de sol basının muhtırayı reformist komutanların imzasını görünce sol darbe sanıp memnuniyetle karşıladığını, Nisan 1971'de sıkıyönetim ve sola operasyonun bu algıyı tersine çevirdiğini aktarır.271 Vedat Meral'e göre 1980 darbesi, 1960 ve 1971'in aksine, ulusal ve yerel medya dahil geniş kesimce memnuniyetle karşılanmış; orduya olumsuz yayın yapan gazete, dergi ve televizyonlar toplatma, sansür ve süresiz kapatma yaptırımına uğramıştır.217
"İktidarların ya da tümüyle Türk siyasetinin ordu ile ilişkisinin bir parçası konumundaki ulusal ve yerel medya ise şimdiye dek her ne kadar iktidarların meşruluğunu gösteren bir iletişim aracı olsa da askeri darbelerde ordunun tekeline girmekten kurtulamamıştır." — Meral, 2022 217
Murat Akser ve Baybars-Hawks bu tarihi üç faza ayırır: otoriter dönem (1923–1946, ön denetim), geçiş dönemi (1947–1980; DP sansürü, 1960'larda kısa süreli yasal güvence) ve 1980 sonrası konsolidasyon dönemi, ki bunun geri dönüşe açık olduğunu belirtirler.218
Sahiplik ve baskı
Zeynep Yelda Kadıoğlu'nun 1950–2010 kronolojisine göre 1950–1980 arasında gazeteci-gazete sahibi çoğunluktaydı; ancak gazete sahipliğinin iktidar ilişkilerinde sağladığı avantaj nedeniyle basın dışı sektörden girişler bu dönemde başladı. 27 Mayıs sonrasında Millî Birlik Komitesi önce basını kazanmaya çalışmış, sonra kısıtlamaya gitmiş; 1960'ta kurulan Basın İlan Kurumu bir tahakküm aracı olarak algılanmıştır.229 Kanun metnine göre kabul tarihi 2 Ocak 1961'dir (RG 9 Ocak 1961); "tahakküm aracı" yorumdur, en yakın hüküm md. 14'teki Hükümet denetimidir.287
"Aynı zamanda farklı dönemlerde iktidarların medya ile kurduğu ilişkiler, yönlendirmeler de medya sektörünün kompozisyonunda belirleyicidir." — Kadıoğlu, 2018 229
Akser ve Baybars-Hawks'a göre 1980'lerde Özal dönemi neoliberalizmiyle gazetecilik sansasyonelleşmiş, 1990'larda büyük iş grupları gazete ve televizyon satın alarak yoğunlaşma yaşanmıştır; holdingler iktidara yalnız ekonomik çıkarları tehdit edildiğinde karşı çıkar, aksi hâlde suskun kalır.218 Ayşen Akkor Gül aynı dönemi televizyon yayıncılığı üzerinden izler: 1990'ların deregülasyonu çoğulculuk getirmemiş, 2004'te dört büyük ve dört küçük çapraz-medya grubu oluşmuş, büyükler finans, sigorta, çelik ve otomotive yayılarak holdingleşmiştir. Yazara göre değiştirilmiş medya kanunu 2010 itibarıyla yoğunlaşmayı engellememiştir.240
"Girişimciler için medyanın kamu yararını karşılama aracı olmaktan çok bir finansal yatırım ve siyasal güç edinme aracı anlamına geldiği söylenebilir." — Akkor Gül, 2011 240
Havuzun en yüksek atıflı medya eseri olan Akser ve Baybars-Hawks 2012, Türkiye'de haber üreticilerinin beş sistemik baskı yaşadığını ileri sürer: konglomera baskısı, yargısal bastırma, çevrimiçi yasak, gözetim yoluyla itibarsızlaştırma ve akreditasyon ayrımcılığı. Yazarlara göre bu kısıtlar 2007'den itibaren her yıl artmıştır.218 Bu tipolojinin bir ölçüm karşılığı Mahmut Akgül ve Fatma Betül Görücü'nün 28 Şubat haberleri incelemesinde görülür: Sabah gazetesinde 1998–2019 arasında 32 yıldönümü haberi çıkmış ve sayı 2001'den itibaren artmışken, Hürriyet'te aynı dönemde yalnız 7 haber vardır. Yazarlar Sabah'taki artışı gazetenin sahiplik yapısındaki değişimle ve güncel gündemle paralel okur.243 Göksel Basmacı ise 1991–1996 DYP-SHP/CHP koalisyonu döneminde basına yoğun baskı ve denetim uygulandığını ve basın özgürlüğünün açık biçimde kısıtlandığını saptar; koalisyonun uzlaşı kültürü nedeniyle basın için ideal sistem sayılabileceği varsayımı bu bulguyla çürütülür.263
Düzenleyici kurumlar
Ahmet Akalın'a göre RTÜK'ün kuruluş kanunu olan 3984 sayılı Kanun, 1994'te DYP-SHP koalisyonu döneminde kabul edilmiştir. Çeyrek asırda üç frekans tahsis ihalesi girişimi (1997, 2001, 2013) sonuçsuz kalmış; kurumun işlemlerinin büyük çoğunluğu denetleme kapsamında yapıldığından kamuoyunda "denetleyen ve ceza veren kurum" imajı oluşmuştur. Mart 2018'de 6112 sayılı Kanun'a eklenen 29-A maddesiyle internet yayınları RTÜK denetimine alınmış, AB 2019 Türkiye Raporu bunu sansür yetkilerini artıran bir düzenleme olarak eleştirmiştir.264 Kanun metni tarihi doğrular (7103 sayılı Kanun, 21 Mart 2018).286
6112 sayılı Kanun'a (2011) göre Üst Kurul TBMM'ce seçilen dokuz üyedir, görev süresi altı yıldır.286 Seçim usulü:
"Seçim için, siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı aday gösterilir ve Üst Kurul üyeleri bu adaylar arasından her siyasî parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir." — 6112 sayılı Kanun md. 35286
3984'ün 1994 orijinal metni ise sabit kota kullanıyordu: dokuz üyenin "beşi iktidar partisi veya partilerinin, dördü muhalefet partilerinin" adayları arasından seçilmesi (3984 md. 6, RG 20 Nisan 1994); 2011 metni bu 5/4 kotasını Meclis'teki güncel grup oranına bağlamıştır.
Yaptırım 32. maddededir: gelirin yüzde ikisinden beşine kadar para cezası, programın beş keze kadar durdurulması; ağır bentlerde bir yıl içinde tekrar hâlinde "yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir."286
Akser ve Baybars 2022'ye göre RTÜK başta olmak üzere düzenleyici kurumlar, parlamento çoğunluğunun temsilcileri ya da hükümet atamalı bürokratlarca yönetilir; "milletin huzuru ve birliği" gibi muğlak gerekçelerle yayın durdurabilir ve bu, yazarların deyişiyle bir otosansür ekolojisi doğurur. Yazarların ana tezi, medyadaki korkunun tarihsel olduğu ve tek bir döneme özgü kopuş sayılamayacağıdır.211 Belgeye göre üyeler grup oranında seçildiğinden Meclis çoğunluğu Üst Kurul'da da çoğunluktur; ancak üyeleri Hükümet değil TBMM seçer, "hükümet atamalı" üyelik yoktur. "Milletin huzuru ve birliği" ibaresi kanunda geçmez; durdurma 8. maddedeki bentlere bağlıdır.286211
"Medyadaki korku, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yaşanmış bir kopuş değil, tarihsel bir olgudur." — Akser ve Baybars, 2022 211
İkinci düzenleyici kurum Basın İlan Kurumu'dur. 195 sayılı Kanun'a göre Genel Kurul 42 üyeden, üç eşit bloktan oluşur: basın temsilcileri (gazete, dergi ve internet haber sitesi sahipleri, sendika, dernek) 14; "Cumhurbaşkanınca görevlendirilecek 14 temsilci"; üniversite ve kurum temsilcileri 14. Bloklar 2022'de 7418 ile 14'e çıkarılmıştır. Resmî ilanlar "fikir ve içtihat farkı aranmaksızın" Genel Kurul'un koyduğu esaslara göre dağıtılır (md. 32); ihlalde Yönetim Kurulu bir günden on güne kadar ilan kesme uygular (md. 49).287 Akser ve Baybars'ın anlattığı baskı mekanizmasının metinsel dayanağı bu yetkiler ve Cumhurbaşkanı'nın üçte birlik payıdır.218211287 7418 sayılı Kanun (2022) internet haber sitelerini de rejime almıştır: kamu ilan ve reklamları orada "ancak Basın-İlân Kurumu aracılığı ile yayınlanır" (md. 45/A).287288
Aynı kanun (7418, kabul 13 Ekim 2022; RG 18 Ekim 2022, sayı 31987) 29. maddesiyle Türk Ceza Kanunu'na 217/A'yı eklemiştir:288
"Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." — 7418 sayılı Kanun md. 29 (TCK md. 217/A)288
Saik unsuru bulgudur; otosansür etkisi literatürün yorumudur.211288
Hukuki sınır sorusunu Hazar ele alır. Ulusal güvenlik, basın özgürlüğünü sınırlama nedeni olarak hukuki olduğu kadar siyasi bir kavramdır; açık tanımı yoktur, kapsamı her ülkenin siyasi koşullarına göre değişir ve sınırını yargı çizer. Türk hukuku, AİHS ve ABD sistemlerinde kavramın yorumu "oldukça farklı"dır.276
Sivil toplum
Keyman ve İçduygu, sivil toplumun yalnız demokratik söylemleri değil, dinî ve etnik köktenciliğin dile getirdiği özcü kimlik iddialarını da barındırdığını; bu nedenle demokratikleşme için gerekli ama yeterli olmayan bir koşul olduğunu savunur. "Kullanım" ile "kötüye kullanım" arasındaki ayrım, örgütün yurttaşlık ve kimlik hakkındaki söylemine bakılarak yapılır.27
"Sivil toplumun demokratikleşme sürecindeki rolü, yurttaşlık ve kimlik hakkında hem demokratik hem özcü söylemler barındırdığı ölçüde, gerekli ama yeterli olmayan bir koşul sayılmalıdır." — Keyman ve İçduygu, 2003 27
Sivil toplumun somut işlevi afet yönetiminde görülür. Ayşe Aydemir'e göre 1999 Marmara depremi Türkiye'nin afet politikalarında yeni bir eşiktir: kurumsal yapı değişmiş, gönüllü hizmetlerin sayısında önemli oranda artış olmuş ve afetleri tek çatı altında yürütmek üzere 17 Haziran 2009'da AFAD kurulmuştur.140 Çakı'nın Balıkesir'de 2017–2019 arasında topladığı veriyle sınadığı bulgu ise literatürün beklentisinin tersidir: sivil topluma güven, devlet kurumlarına güvenin gerisindedir; toplumsal tabanın güvenini en çok belediyeler kazanmışken yönetişim ilkelerine en açık kurum AFAD'dır.143 Her iki çalışma 6 Şubat 2023 depremlerinden öncedir; bulgular bugüne doğrudan taşınamaz, deprem öncesi taban ölçümü olarak değer taşır.140143
Bugünkü tartışma
Ömer Faruk Metin ve Ramaciotti'ye göre 2017 sonrasında demokrasi-otoriterlik yarığı ana parti bölünmesi hâline gelmiş; yazarlar geleneksel medyanın, başta televizyon kanalları ve gazeteler olmak üzere, bu yeni yarığın ortaya çıkışında etkili biçimde kullanıldığını ve devlet fonlu ile yabancı fonlu haber kaynaklarının izleyicisinin kutuplaştığını ileri sürer.232 Vahit ve Temiztürk'ün 24 Haziran 2018 seçimi üzerine üç gazete incelemesi, Hürriyet, Sabah ve Cumhuriyet'in her birinin kendi ideolojik bakışını haberlere yansıttığını bulur.261 Murad Karaduman'a göre yaygın medyada aradığını bulamayan okur, BBC Türkçe, DW Türkçe ve benzeri devlet fonlu uluslararası kuruluşlara alternatif kaynak olarak yönelmiş; dört büyük kuruluş dünyada ilk kez ortak bir kanal (+90) açmıştır.234 Basmacı'nın 2025 çalışması, Türkiye'nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi 2024'te 180 ülke içinde 158. sırada olduğunu aktarır ve 15 parti programının basın özgürlüğüne nasıl yer verdiğini karşılaştırır; parti programı söylemdir, uygulama değildir.250
Bu sayfanın kaynak seti üç önemli boşluk taşır. Birincisi, RTÜK'ün yasal yapısı, resmî ilan rejimi ve 2022 düzenlemesi havuzdaki literatürde yer almaz; yukarıda kanun metnine (D katmanı) dayanılmıştır.286287288 İkincisi, medya-iktidar ilişkisini doğrudan ele alan iki omurga eser (Akser ve Baybars-Hawks 2012, Akser ve Baybars 2022) açıkça eleştirel konumdadır; iktidar tarafının gerekçeleri bu metinlerde yer almaz ve her ikisi de nicel veri içermez. Üçüncüsü, 2018 sonrası büyük sahiplik değişimleri (Doğan Grubu'nun satışı dahil) havuzdaki kronolojilerin kapsamı dışındadır: Kadıoğlu 2010'da, Akkor Gül 2010'da, Akser 2012'de durur.218211229240
Kaynaklar
- E. Fuat Keyman et al.. Globalization, Civil Society and Citizenship in Turkey: Actors, Boundaries and Discourses. Citizenship Studies. 2003 doi:10.1080/1362102032000065982OA↩
- Ayşe AYDEMİR. Afet Yönetim Sisteminin İncelenmesinde Gönüllülük Hizmetleri ve Bazı Sivil Toplum Kuruluşları. Afet ve Risk Dergisi. 2021 doi:10.35341/afet.986933OA↩
- Fahri Çakı. Afet Yönetişiminde Sivil Toplum ve Güven Algıları. Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Dergisi (SKAD). 2020 doi:10.25306/skad.720617OA↩
- Murat Akser et al.. Repressed media and illiberal politics in Turkey: the persistence of fear. Journal of Southeast European and Black Sea Studies. 2022 doi:10.1080/14683857.2022.2088647OA↩
- Vedat MERAL. 12 EYLÜL 1980 DARBESİ’NİN YEREL BASINA YANSIMALARI –GİRESUN ÖRNEĞİNDE BİR ARAŞTIRMA-. Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Dergisi. 2022 doi:10.31765/karen.1175689OA↩
- Murat Akser et al.. Media and Democracy in Turkey: Toward a Model of Neoliberal Media Autocracy. Middle East Journal of Culture and Communication. 2012 doi:10.1163/18739865-00503011OA↩
- Zeynep Yelda Kadıoğlu. Türkiye’de Medya Sahipliği Ekseninde Mülkiyet Yapılarındaki Değişimin Kronolojik Analizi (1950-2010). İnsan ve İnsan Dergisi. 2018 doi:10.29224/insanveinsan.400126OA↩
- Omer Faruk Metin et al.. Tweeting Apart: Democratic Backsliding, New Party Cleavage and Changing Media Ownership in Turkey. 2022 doi:10.31219/osf.io/8s7ypOA↩
- Murad Karaduman. Uluslararası Haber Akışı ve Medya Düzeni Bağlamında; Türkiye’de Yayın Yapan Uluslararası Medya Kuruluşları. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. 2019 doi:10.31123/akil.620953OA↩
- Ayşen Akkor Gül. MONOPOLIZATION OF MEDIA OWNERSHIP AS A CHALLENGE TO THE TURKISH TELEVISION BROADCASTING SYSTEM AND THE EUROPEAN UNION. Ankara Avrupa Calismalari Dergisi. 2011 doi:10.1501/avraras_0000000164OA↩
- Mahmut AKGÜL- Fatma Betül GÖRÜCÜ. Kolektif Hafızanın Oluşmasında Medyanın Rolü: 28 Şubat Haberleri Üzerine Bir İnceleme. Journal of Turkish Studies. 2020 doi:10.29228/turkishstudies.40097OA↩
- Fahri KILIÇ. Millî Mücadele Döneminde Dertli Gazetesi. Türkiyat Mecmuası / Journal of Turkology. 2019 doi:10.26650/iuturkiyat.643691OA↩
- Sema Akılmak TOPÇU et al.. 27 Mayıs Darbesi Sürecinde Basında İstanbul-Ankara Öğrenci Olayları. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 2021 doi:10.53487/ataunisosbil.1020456OA↩
- BAKACAK Alper. 1950 seçimleri sonrası Ulus Gazetesi’nin muhalefete geçişi. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. 2013 doi:10.1501/tite_0000000369OA↩
- Göksel BASMACI. Türkiye’deki Siyasi Partilerin Programlarının Basın Özgürlüğü Bağlamında İncelenmesi. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 2025 doi:10.56206/husbd.1639906OA↩
- Şeyhmus BİNGÜL. İTTİHAT ve TERAKKİ DÖNEMİNDE DİYARBAKIR’DA YEREL BASIN: DİCLE GAZETESİ ÖRNEĞİ (1911-1915). e-Şarkiyat İlmi Araştırmaları Dergisi/Journal of Oriental Scientific Research (JOSR). 2020 doi:10.26791/sarkiat.681641OA↩
- Fahri KILIÇ. Millî Mücadele Döneminde Türkoğlu Gazetesi. Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları / Recent Period Turkish Studies. 2019 doi:10.26650/yta2019-628333OA↩
- Hasan Taner KERİMOĞLU. II. Meşrutiyet Döneminde İttihat ve Terakki Muhalifi Bir Gazete: Sada-yı Millet. Tarih İncelemeleri Dergisi. 2016 doi:10.18513/egetid.185923OA↩
- Ahmet Gedik. Türkiye’de Kültür Endüstrisi: Medya ve Siyaset. Van İnsani ve Sosyal Bilimler Dergisi. 2024 doi:10.62068/visbid.1579175OA↩
- Sevgi Vahit et al.. MEDYA ve SİYASET İLİŞKİSİ EKSENİNDE HABER ÜRETİMİ ve TARAFSIZLIK ARAYIŞI. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi. 2025 doi:10.19145/e-gifder.1682058OA↩
- Dilara Nergishan Koçer. DP Dönemi ve Basın Özgürlüğü: Hücum Gazetesi’nin (1952-1953) Kısa Süren Mücadelesi. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 2023 doi:10.31592/aeusbed.1119469OA↩
- Göksel BASMACI. Koalisyon Hükümetlerinde Basın Özgürlüğü: Doğru Yol Partisi ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti/Cumhuriyet Halk Partisi Örneği (1991-1996). Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi. 2019 doi:10.17829/turcom.526379OA↩
- Ahmet AKALIN. RTÜK KURUMSAL İMAJI: 2019–2023 STRATEJİK PLANI ÇERÇEVESİNDE. Foreign Languages in Uzbekistan. 2019 doi:10.36078/1570169894OA↩
- İsrafil Karataş. 12 Mart Muhtırası ve Nihat Erim Hükümeti’nin Balyoz Harekâtı’nın Medyaya Yansıması. JOURNAL OF HISTORY AND FUTURE. 2019 doi:10.21551/jhf.832334OA↩
- Behrin Yalçın. YENİ İSTANBUL GAZETESİNDE 1950 YILI MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi. 2025 doi:10.46955/ankuayd.1610138OA↩
- Zeynep Hazar. Basın Özgürlüğü ve Ulusal Güvenlik. DergiPark (Istanbul University). 2013 OA↩
- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun. RG 3 Mart 2011, s.27863. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6112.pdf (erişim 10 Eylül 2026) www.mevzuat.gov.trbirincilOA↩
- Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun. RG 9 Ocak 1961, s.10702. https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.4.195.pdf (erişim 10 Eylül 2026) www.mevzuat.gov.trbirincilOA↩
- Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. RG 18 Ekim 2022, s.31987. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/10/20221018-1.htm (erişim 10 Eylül 2026) www.resmigazete.gov.trbirincilOA↩