E11839–1876taslak

Osmanlı Modernleşmesi ve Tanzimat

Tanzimat döneminde merkezî idarenin nasıl yeniden kurulduğunu, karar ve denetimin merkezde toplanma usulünü, üst kademedeki sık değişimin kurumsal maliyetini ve mevzuat ile uygulama kapasitesi arasındaki farkı, idare tarihi literatürü üzerinden anlatır.

Tanzimat, Osmanlı devlet aygıtının modern anlamda bir "kurum" olarak yeniden düzenlendiği dönem olarak okunur. Bu sayfa, dönemin idare tarihini iki eksende ele alan literatüre dayanır: bir yanda merkez örgütünün kuruluşu ve karar usulü, öte yanda devletin taşraya ulaşma kapasitesi. İki hattın ortak sorusu aynıdır: bir reform fermanı ilan etmek ile o reformu yürütecek kurumsal kapasiteyi kurmak aynı şey midir?104

Kesin bir başlangıç yoktur

İdare tarihi literatürü, 3 Kasım 1839 Gülhane Hatt-ı Hümâyunu'nu bir kopuş değil, bir devamlılık noktası olarak konumlandırır. Çadırcı'ya göre Tanzimat düzenlemeleri, II. Mahmud'un başlattığı yenilik dizisinin devamı niteliğindedir; kesin bir başlangıç tarihi koymak yanıltıcıdır ve dönemleştirme yalnızca araştırma kolaylığı içindir.104

Merkez örgütünün Batı örneğine göre yeniden kurulması da fermandan önce başlamıştır. Sadaret kethüdalığı 1836'da Umur-ı Mülkiye Nezareti'ne, defterdarlıklar Umur-ı Maliye Nezareti'ne çevrilmiş; 1837'de Hariciye Nezareti kurulunca Mülkiye Nezareti, Dahiliye Nezareti adını almıştır. Aynı dönemde şeyhülislamlığın siyasal etkinliği 1826 sonrasında azalmış, seraskerlik makamı 1835'ten itibaren sadrazamlık ve şeyhülislamlıkla aynı mertebede sayılmıştır.104

Gülhane Hattı'ndaki ilkelerin uygulanmasına ise hemen geçilmiştir. Literatür, yönetim, vergilendirme, askerlik ve hukuk alanlarında önceki dönemlere göre köklü değişiklikler yapıldığını; uygulamanın önce hükümetin kesin denetimindeki yörelerde denendiğini, başarı arttıkça alanın genişletildiğini aktarır. Yani reform, tek hamlede değil kademeli olarak yürütülmüştür.104

Karar merkezde: Meclis-i Vâlâ usulü

Tanzimat'ın kurumsal karakterini belirleyen özelliklerden biri, karar ve denetimin merkezde toplanmasıdır. Yeniliklerin önce komisyonlarda hazırlandığı, özel meclislerde tartışıldığı, ardından Meclis-i Vâlâ'da kararlaştırılıp onaylanarak yürürlüğe konduğu bir usul işlemiştir. Çadırcı bu usulü, günümüz demokratik yönetimlerinde de geçerli olan bir kuralın 1840'larda Türkiye'de uygulanması olarak önemser.104

Aynı literatür, bu merkezî yapının bir zaafını da sayıyla ortaya koyar. Sadrazam yalnız padişaha karşı sorumludur; bu nedenle görev güvencesinden yoksundur ve gerekçe gösterilmeksizin her an azledilebilir. Sonuç, üst kademede sürekli değişimdir: Abdülmecid'in 22 yıllık saltanatında 20 kez sadrazam değişmiştir. Ali Paşa'nın ilk sadrazamlığı iki ay sürmüş; en uzun kesintisiz görev Mehmed Emin Rauf Paşa'da dört yıl olmuş; Mustafa Reşit Paşa altı kez göreve getirilerek toplam yedi yıl altı ay on üç gün görev yapmıştır. Çadırcı bunu, hizmet sürekliliğini zorlaştıran bir kusur olarak niteler.104

Nizamnâme çıkarmak ile yolu yapmak

Reformun kâğıt üstündeki hukuku ile sahadaki kapasitesi arasındaki fark, ulaşım politikasında somut olarak görülür. Tanzimat öncesinde devletin yol politikası yenilik değil, koruma esasına dayanıyordu; 19. yüzyıl başına gelindiğinde eski yolların çoğu ve köprülerin bir kısmı kullanılamaz haldeydi.136

Tanzimat öncesinde devletin ulaşım politikası, geleneksel anlayışa uygun olarak olanın korunmasından ibaretti. — Çadırcı, 1991 136

Bunun sonucu yalnızca ekonomik değildi. Yılın belirli dönemleri dışında birçok bölgenin birbiriyle ve hükümet merkezleriyle bağlantısı kesiliyordu; ulaşım eksikliği doğrudan bir yönetim ve merkezî otorite sorunuydu. Avrupa'nın 18. yüzyıldan beri yol ağını yenilediği, demiryoluna ve buharlı gemiye geçtiği bilgisi ise elçi raporlarıyla merkeze ulaşıyordu.136

İlk adımlar sınırlı kaldı: II. Mahmud'un posta teşkilatı için Üsküdar–İzmit yolu, Edirne–İstanbul yolunun genişletilmesi; Abdülmecid'in geçici imar meclislerine ulaşıma öncelik verilmesini şart koşması. 1848'de Trabzon–Bağdat şosesi kararı alınmış ve Nafia Nazırı İsmail Paşa bir heyetle Trabzon'a gönderilmiş, ancak maliyetin hazinenin kaldıramayacağı görülünce iş ertelenmiştir. Gemlik–Bursa yolunda ise inşaat, ayrılan paranın görevlilerce harcanmasıyla durmuş; soruşturma uzun sürmüş ve sonuçsuz kalmıştır.136

Dönemin en kapsamlı düzenlemesi 14 Ağustos 1869 tarihli "Turuk ve Meâbir Hakkında Nizamname"dir. Nizamnâme yolları dört sınıfa ayırıp genişliklerini metreyle belirler (I. sınıf net 7 metre, IV. sınıf 3 metre), yokuş eğimini yüzde 6 ile sınırlar, şose kalınlığını santimetreyle tanımlar. Finansman ise angaryaya dayanır: her şehir, kasaba ve köyden 16–60 yaş arası erkekler ve yük hayvanları beş yılda yirmi gün çalışacak ya da bedel ödeyecek; vilayet umumi meclisi bu süreyi beş yılda on gün daha uzatabilecekti. İmam, papaz, haham ve mektep hocaları kişisel olarak muaftı. Yol yapım ve onarımının sorumluluğu valilere verilmiş, masrafın vilayet mal sandıklarından karşılanması öngörülmüştür.136

Literatürün sınırları

Bu sayfanın dayandığı iki çalışma da 1988 ve 1991 tarihli, kurum-merkezli ve yukarıdan bakan idare tarihi örnekleridir. Merkez örgütü, padişah ve sadrazam ekseninde ilerlerler; uygulamanın taşradaki karşılığı, toplumsal maliyeti ve direnç bu kesitte yer almaz. Karayolu çalışması için de aynı sınır geçerlidir: kaç kilometre yolun gerçekten yapıldığı, angarya yükümlülüğünün fiilen ne ölçüde uygulandığı ölçülmez; metin niyetin tarihidir, sonucun tarihi değildir.136 Ayrıca buradaki "yönetim" bir monarşinin idari reformudur; temsilî demokrasi bağlamı yoktur ve bugüne analoji kurulacaksa bunun açıkça analoji olarak kurulması gerekir.104

Kaynaklar

  1. Musa Çadırcı. Tanzimat Döneminde Türkiye'de Yönetim (1839-1856). Belleten. 1988 doi:10.37879/belleten.1988.601OA
  2. Musa Çadırcı. Tanzimat Döneminde Karayolu Yapımı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi. 1991 doi:10.1501/tarar_0000000051OA