F21946–1960taslak

Çok Partili Hayata Geçiş

1946'da çok partili sisteme geçişle birlikte basın rejiminin nasıl değiştiği ve Demokrat Parti iktidarında idari taksimatın iktidar-muhalefet çekişmesine nasıl konu olduğu, iki akademik çalışma üzerinden.

Türkiye'de çok partili hayata geçiş, kurumların işleyişini birden fazla alanda değiştirdi. Bu sayfa iki alana odaklanıyor: basın ile iktidar arasındaki ilişkinin yasal çerçevesi ve idari taksimatın (il, ilçe statüsünün) siyasi rekabetle ilişkisi. Nuran Yıldız'ın 1996 tarihli çalışması, basın-iktidar ilişkisinin Türkiye'de "hareketlenmesini" 1946'da çok partili sisteme geçilmesine bağlar ve 1946–1950 yıllarını bir geçiş dönemi olarak ele alır.83 Haşim Erdoğan ve Çağrı Pişkin'in 2020 tarihli arşiv çalışması ise 1954'te Nevşehir'in il, Kırşehir'in ilçe yapılmasını dönemin iktidar-muhalefet çekişmesinin bir ürünü olarak inceler.157

1946: Gazete kapatma yetkisi hükümetten mahkemeye

Yıldız'ın aktardığına göre 1939'dan Kasım 1947'ye kadar süren sıkıyönetim döneminde Bakanlar Kurulu, 1931 tarihli Matbuat Kanunu'nun 50. maddesine dayanarak istediği gazeteyi istediği süreyle kapatabiliyordu. CHP, 1946 seçimleri öncesinde bu maddedeki hükümete ait kapatma yetkisini kaldıran tasarıyı Meclis'e getirdi; tasarı 13 Haziran 1946'da kabul edildi ve kapatma yetkisi hükümetten mahkemeye geçti (bir aydan iki yıla kadar). Bir gün sonra, 14 Haziran 1946'da basın suçları affedildi.83

Basın ve iktidar ilişkilerinin Türkiye açısından hareketlenmesi ise 1946'da çok partili sisteme geçilmesiyle gerçekleşmiştir.

— Yıldız, 1996 83

Aynı çalışma, dönemdeki baskının yalnızca yasal düzlemde kalmadığını da kaydeder: 4 Aralık 1945'te Tan gazetesinin yüzlerce genç tarafından basılıp tahrip edilmesi, iktidar yanlısı sokak şiddetinin örneği olarak anılır.83

Yıldız'a göre muhalefet yıllarında Demokrat Parti basın özgürlüğünün en büyük savunucusu oldu; buna karşılık basın da DP'yi kamuoyuna "kurtarıcı" olarak sundu. Yazar bu ilişkiyi karşılıklı bir ilişki olarak tanımlar.83

1950–1960: İktidarda basın rejimi

Yıldız, iktidar-basın gerilimini genel bir çerçeveye oturtur: basın kendini "dördüncü güç" olarak kabul ettirdikçe, iktidarı elinde tutanın onu denetleme isteği de aynı oranda artar. Çalışma DP iktidarını, basına dönük liberal eğilimler ve baskıcı eğilimler olmak üzere iki ayrı bölümde inceler.83

Makalenin merkezî tespiti, 1946'da kapatma cezasına karşı çıkan Adnan Menderes'in kendi iktidarı döneminde aynı cezaya sıkça başvurmuş olmasıdır. Yıldız bunu, muhalefetteyken savunulan bir ilkenin iktidarda terk edilmesi olarak okur.83

Çalışmanın kendi sınırları vardır: 1960 sonrasını kapsamaz; CHP'nin 1946 öncesi uygulamalarını kabul etmekle birlikte iki dönemi karşılaştırmalı olarak eşit ağırlıkta tartmaz. Yazar, kaynaklarının 1990'lar Türkçe basın tarihi literatürüyle sınırlı olduğunu belirtir.83

1954: Seçim sonucu ve idari statü — Nevşehir ile Kırşehir

Erdoğan ve Pişkin, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgeleri ile TBMM sürecine dayanarak 1954'teki bir idari değişikliği ele alır. Nevşehir, Lale Devri'nde köyden kaza merkezine dönüşmüş ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar Niğde'ye bağlı bir kaza olarak kalmıştır. Yazarlara göre 1950'de DP'nin iktidara gelmesi Nevşehir tarihinde bir dönüm noktasıdır; dönemin "demokrasi" söylemi, halkın il olma talebini açıkça dile getirmesine zemin hazırlamıştır.157

Çalışmanın ana bulgusu şudur: 2 Mayıs 1954 seçimlerinde Kırşehir'i, DP'den ayrılan Osman Bölükbaşı liderliğindeki Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) kazanmıştır. Bunun ardından DP idari taksimatı değiştirmiş; Nevşehir il yapılmış, Kırşehir ise ilçe statüsüne düşürülerek Nevşehir'e bağlanmıştır. Yazarlar, ülke gündemini meşgul eden tartışmanın merkezinde Nevşehir'in il olmasının değil, Kırşehir'in kazaya düşürülmesinin bulunduğunu vurgular. Nevşehir'in il olmaya uygunluğu konusunda, Kırşehir milletvekilleri dahil, genel bir mutabakat vardı.157

Bu statü değişikliğinin sebebi taraflı tarafsız birçok kişi tarafından iktidarın hoşuna gitmeyen seçim tercihinden dolayı Kırşehir'in cezalandırılması olarak yorumlanmıştır.

— Erdoğan ve Pişkin, 2020 157

Bu değerlendirme, yazarların kendi çıkarımı değil, dönem tanıklıklarının ve meclis tartışmalarının aktarımıdır. Çalışma tek bir vakayı ele alan bir yerel tarih incelemesidir; "idari statü ile siyasi ceza" ilişkisini sistematik olarak test etmez ve genelleme yapmaz. Anlatı büyük ölçüde Nevşehir perspektifinden kurulmuştur; Kırşehir'in 1957'de yeniden il olması metinde sınırlı yer tutar.157

Kaynakların ortak zemini

İki çalışma dönemi farklı alanlardan okur: biri basın rejimini, diğeri idari taksimatı. Her ikisi de tek dönem ya da tek vaka incelemesidir ve bugüne doğrudan siyasi sonuç çıkarmaz. Yıldız'ın metninde kapatma yetkisinin 1946'da hükümetten mahkemeye geçişi ve sonraki yıllarda kapatma cezasının yeniden sık kullanılması belgelenir;83 Erdoğan ve Pişkin'in metninde ise bir seçim sonucunun ardından idari statünün değiştirilmesi ve bunun dönem gözlemcilerince nasıl yorumlandığı aktarılır.157 Bu sayfa iki bulguyu yan yana koyar; aralarındaki ilişkiyi kurmak okuyucuya ve aşağıdaki değerlendirme bölümüne bırakılmıştır.

Kaynaklar

  1. YILDIZ Nuran. DEMOKRAT PARTİ İKTİDARI (1950-1960) ve BASıN. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi. 1996 doi:10.1501/sbfder_0000001897OA
  2. Haşim Erdoğan et al.. DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ İKTİDAR-MUHALEFET ÇEKİŞMESİNİN BİR ÜRÜNÜ: NEVŞEHİR’İN İL , KIRŞEHİR'İN İLÇE OLMASI. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi. 2020 doi:10.30783/nevsosbilen.762334OA