E41920–1923taslak
Birinci Meclis ve 1921 Anayasası
Meclis-i Mebusan'ın feshinden Büyük Millet Meclisi'nin açılışına uzanan kurumsal kırılmayı, İstanbul–Ankara çifte iktidarını ve Ankara'nın Londra Konferansı'yla tanınmasını; ayrıca "halk idaresi" ve "cumhuriyet" kavramlarının Meclis'in yarı-resmî basınında nasıl kurulduğunu literatür üzerinden anlatır; 1921 Anayasası'nı kanun metninden okur.
Birinci Meclis dönemi, siyaset kurumu açısından üç düzlemde okunabilir: Osmanlı parlamentosunun kapanıp Ankara'da yeni bir meclisin açılmasıyla oluşan kurumsal kırılma ve çifte iktidar; bu yeni meclisin dışarıda muhatap olduğu paylaşım planları ve tanınma mücadelesi; içeride ise yeni bir rejim fikrinin kamuoyunda kuruluşu. Bu sayfa, elimizdeki literatürün izin verdiği ölçüde bu üç düzlemi ele alır. 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun metni bu sayfanın ikincil kaynaklarında incelenmemiştir; kurumsal tasarımı bu yüzden birincil kaynaktan, kanun metninden okunur.282 Meclis'in iç işleyişine ilişkin boşluk "Literatürün sınırları" bölümünde belirtilir.248
Fesihten Büyük Millet Meclisi'ne: kurumsal kırılma
Akan'ın Osmanlı Arşivi belgelerine dayanan anlatısına göre 12 Ocak 1920'de açılan Meclis-i Mebusan, Padişah Vahdettin tarafından anayasanın 7. maddesindeki yetkiyle 11 Nisan 1920'de feshedilmiş; ardından 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılmıştır.248 Padişahın Meclis üzerindeki bu yetkisinin hangi maddeye dayandığı konusunda kaynaklar farklı numara verir: Kaan, 1878'deki tatil için Kanun-i Esasi'nin 35. maddesini gösterir.239 İki kaynak farklı tarihlerdeki iki ayrı işlemden söz ediyor olabilir; ancak madde numaraları anayasa metninden doğrulanmadığı için burada çözülmemiş bir nokta olarak işaretlenir.248239
Bu tarihten sonra ortaya çıkan durumu Akan şöyle tarif eder:248
23 Nisan 1920 tarihinden sonra Osmanlı Devleti sınırları içinde biri Ankara'da biri de İstanbul'da olmak üzere iki hükümet iki farklı yapı oluşmuştur. — Akan, 2018 248
Literatür bu çifte iktidar ortamını 1921 Anayasası'nın doğduğu zemin olarak sunar. Sofuoğlu ve Yıldırım da konuyu "iki hükümet arasındaki siyasi mücadelenin boyutu" çerçevesinde ele alır; yani İstanbul–Ankara ilişkisini bir diplomasi vakası üzerinden okur.259
Meclis 20 Ocak 1921'de 85 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu kabul etmiştir. Kanun, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin resmî gazetesi Ceride-i Resmiye'nin 7 Şubat 1921 tarihli 1. sayısında yayımlanmıştır; 23 madde ile bir "Maddei Münferide"den oluşur ve özgün metinde ayrı bir devlet başkanı makamı yoktur.282 Birinci madde egemenliğin sahibini ve yönetim ilkesini birlikte koyar:282
"Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir." — Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921) md. 1282
Literatürün "meclis hükümeti" dediği sistem kanunun kendisinde dört maddeyle kurulur. İkinci madde yürütme gücü (icra kudreti) ile yasama yetkisini (teşri salâhiyeti) tek organda toplar:282
"İcra kudreti ve teşri salâhiyeti milletin yegâne ve hakikî mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder." — Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921) md. 2282
Üçüncü maddeye göre devlet Meclis tarafından idare olunur ve hükümeti "Büyük Millet Meclisi Hükümeti" unvanını taşır. Sekizinci maddeye göre Meclis hükümet dairelerini kendi seçtiği vekiller eliyle yönetir, onlara yön belirler ve gerektiğinde (ledelhace) değiştirir; dokuzuncu maddeye göre "Büyük Millet Meclisi Reisi Vekiller Heyetinin de reisi tabiisidir".282
10–21. maddeler yerel yönetim tasarımını içerir: 11. madde vilâyete tüzel kişilik ve özerklik ("mânevi şahsiyeti ve muhtariyeti") tanır ve yerel işleri vilâyet şûralarına bırakır; vali Meclis'in vekilidir (md. 14), kaza tüzel kişilik taşımaz (md. 15), nahiye doğrudan seçilen şûrasıyla tüzel kişiliktir (md. 16–20).282
29 Ekim 1923 tarihli 364 sayılı Kanun 1, 2, 4, 10, 11 ve 12. maddeleri değiştirmiştir: birinci maddeye "Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir" cümlesi eklenmiş, ikinci madde din ve dil maddesine dönüşmüş, vilâyet özerkliğini düzenleyen 10–12. maddelerin yerine aynı numarayla Reisicumhur (Meclis üyeleri arasından seçilir) ve Başvekil (Reisicumhur seçer) hükümleri konmuştur. 3. maddedeki unvan ile 8–9. maddeler değiştirilmemiştir; metin düzeyinde değişiklik meclis hükümeti hükümlerini kaldırmadan yanlarına iki makam eklemiştir.282
Çifte iktidarın dış sınavı: Londra Konferansı ve tanınma
Sevr'in uygulanamazlığının iki işareti Gümrü Antlaşması (2/3 Aralık 1920) ve I. İnönü (10 Ocak 1921) olmuştur. Bunun üzerine İtilaf Devletleri hem İstanbul'u hem Ankara'yı Londra'ya çağırmıştır. Konferans 23 Şubat–12 Mart 1921 arasında yedi celse sürmüş; Sadrazam Tevfik Paşa sözü ağırlıklı olarak Ankara temsilcisi Bekir Sami Bey'e bırakmış ve iki hükümet birlikte hareket etmiştir. İtilaf Devletleri ekonomik-mali maddeleri görüşmeye yanaşmamış; konferans Yunanistan'ın İzmir ve Doğu Trakya'da uluslararası komisyonu reddetmesiyle sonuçsuz kalmıştır.248
Akan'a göre konferansın asıl kurumsal sonucu tanınmadır:248
İtilaf Devletleri, Büyük Millet Meclisi temsilcilerini bu konferansa çağırarak, Ankara Hükümetini diplomatik olarak tanımışlardır. — Akan, 2018 248
Sofuoğlu ve Yıldırım, konferanstaki söz devrine ilişkin yaygın anlatıyı ("söz milletin asıl temsilcilerine aittir" denilerek sözün Ankara'ya bırakıldığı) birincil kaynaklarla sorgular. Konferans tutanakları, Tevfik Paşa'nın raporu ve Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis'e verdiği bilgiler, yazarlara göre söz devrinin bu şekilde gerçekleşmediğini gösterir. Yazarlar iki hükümetin konferans öncesinde ortak strateji belirlediğini ve söz devrinin ilk kez 23 Şubat oturumunda gerçekleştiğini tespit eder; konuyu müstakil olarak ilk kez ele alan akademik çalışma olduklarını belirtirler.259 Akan ile Sofuoğlu-Yıldırım söz devri ayrıntısında farklı vurgu taşır; literatür ikisinin birlikte okunmasını önerir.248
Meclis'in karşısındaki paylaşım planları
Birinci Meclis'in dış siyaset zemini, Osmanlı topraklarına ilişkin savaş içi anlaşmalarla belirlenmişti. Çelebi'nin Roma Büyükelçiliği Arşivi'ne dayanan çalışması, bu planlardan İtalya'ya ait olanı izler. Birliğini 19. yüzyılın ikinci yarısında kuran İtalya, güçlü bir donanmadan yoksun olduğu için sömürgeci genişleme hedefini Akdeniz çevresine yöneltmiş; kendini Roma'nın, papalığın, Venedik ve Cenova'nın ortak vârisi ilan etmiştir.124
Politikanın çekirdeği, Dışişleri Bakanı San Giuliano'nun Başbakan Giolitti'ye 22 Ocak 1913'te sunduğu memorandumdur: İtalya'nın çıkarı statükonun korunmasındadır; ancak Osmanlı Devleti tasfiye edilip paylaşılırsa İtalya da söz sahibi olmalıdır. Nüfuz alanı olarak Güneybatı Anadolu, özellikle Antalya seçilmiştir. 26 Nisan 1915 tarihli gizli Londra Antlaşması'nın 9. maddesi Osmanlı topraklarındaki İtalyan çıkarlarına ilişkindir; 8 Ağustos 1917 tarihli St. Jean de Maurienne memorandumuyla — Rusya'nın onayı şartıyla — İtalya'ya İzmir'den Afyon güneyine, Kızılırmak'ın güney kavsine ve Mersin batısına uzanan hat içindeki Güneybatı Anadolu vaat edilmiştir. Literatür bu belgeleri, Ankara hükümetinin 1920–1923'te müzakere masasında karşısında bulduğu zemin olarak sunar.124
"Halk idaresi" ve "cumhuriyet" kavramlarının kuruluşu
İçeride rejim tartışması Meclis'in çevresinde daha 1920–1922'de kurulmaya başlamıştır. Canpolat'ın basın taraması, 10 Ağustos 1920 – 20 Ağustos 1922 arasında Anadolu'da Yeni Gün gazetesinin başyazılarına dayanır. Gazetenin konumu bu bulguların anlamını belirler:182
Anadolu'da Yeni Gün gazetesi Milli Mücadele yıllarında Hakimiyet-i Milliye gazetesinden sonra TBMM'nin sözcülüğünü yapmış Ankara'daki ikinci gazetedir. — Canpolat, 2020 182
Yani gazete, dönemin kamuoyunu değil, Meclis'in yarı-resmî siyasal söylemini yansıtır. Bu söylemde öne çıkan temaların başında halk idaresi, halk hükümeti ve Cumhuriyet kavramları gelir; gazete bu temaları destekleyen bir yayın hattı izlemiştir. İkinci ana tema, Meclis ile Sovyet Rusya arasındaki yakınlaşmanın ürettiği ideolojik tartışmadır:182
Bir diğer temel tema Milli Mücadele yıllarında BMM ve Sovyet Rusya arasında yakınlaşan ilişkiler nedeniyle Bolşeviklik, milli komünizm olmuş ve gelecekte Türk devletinin benimseyebileceği anlayış olarak "Şark Menşevikliği" kavramı önerilmiştir. — Canpolat, 2020 182
Aynı çalışma, dönemin basınının siyasal kurumlardan ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Gazetenin yayıncısı Yunus Nadi aynı dönemde Anadolu Ajansı faaliyetlerinde, Yeşil Ordu'da, Mustafa Kemal Paşa'nın kurdurduğu Türkiye Komünist Fırkası'nda ve Halk Zümresi içinde yer almıştır. Gazetenin kendi tarihi de bir kurumsal süreklilik zinciridir: Yeni Gün 2 Eylül 1918'de İstanbul'da çıkmış, 10 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa'nın isteğiyle Anadolu'da Yeni Gün adıyla Ankara'ya taşınmış, 8 Mayıs 1924'ten itibaren İstanbul'da Cumhuriyet adıyla yayımlanmıştır. Yayın kesintileri — 1919'da iki kez kapatma, Yunus Nadi'nin İtilaf Devletlerince tutuklanması, 16 Mart 1920 işgalinde matbaanın basılması, Sakarya günlerinde gazetenin Kayseri'den çıkarılması — dönemin baskı ortamının göstergesi olarak kaydedilir.182
Literatürün sınırları
1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu inceleyen ikincil bir eser bu sayfanın kaynakları arasında hâlâ yoktur; boşluk kanun metninin kendisiyle karşılanmıştır; maddelerin uygulamadaki anlamını yorumlayan literatür eksiktir. Kullanılan metin Anayasa Mahkemesi'nin Latin harfli transkripsiyonudur, Ceride-i Resmiye'deki Osmanlıca özgün metinle karşılaştırılmamıştır; Maddei Münferide'nin içeriği kaynakta yoktur (1 Nisan 1923, 369 sayılı TBMM kararıyla mülga).282 Akan, anayasanın doğduğu kurumsal-dış bağlamı (fesih, çifte iktidar, tanınma) verir; anayasa maddelerini ele almaz.248 Sofuoğlu ve Yıldırım da diplomasi tarihi çalışmasıdır ve anayasayı doğrudan konu etmez; ayrıca yerleşik anlatıyı düzeltme iddiasındaki revizyonist bir okuma olduğundan karşı literatürle birlikte okunmalıdır.259 Her iki Londra Konferansı kaynağının PDF metni bozuk çıkarıldığından, Sofuoğlu-Yıldırım'dan birebir alıntı taşınamamıştır.259
Akan'ın perspektifi Osmanlı Arşivi, yani İstanbul Hükümeti ağırlıklıdır; Ankara tarafı için Nutuk ve Hâkimiyet-i Milliye kullanılmıştır.248 Canpolat'ın basın taraması tek gazeteye, iki yıla ve yalnız başyazılara dayanır; İstanbul basını ve muhalif yayınlar karşılaştırma olarak yer almaz. 1920–22 bağlamındaki "halk hükümeti" ve "cumhuriyet" kavramlarının bugünkü kurumsal tartışmanın terimleriyle aynı şeyi ifade etmediği de literatürde açıkça belirtilir.182 Çelebi'nin çalışması bir doktora tezinin özetidir; bakış açısı Türk arşiv ve tarihyazımı merkezlidir ve 1998 sonrası İtalyan ve İngiliz arşiv çalışmalarını kapsamaz.124
Kaynaklar
- Mevlüt Çelebi. Millî Mücadele Döneminde Türk-İtalyan İlişkileri. Belleten. 1998 doi:10.37879/belleten.1998.157OA↩
- Mukaddes Canpolat. Millî Mücadele Yıllarında Anadolu’da Yeni Gün Gazetesinde Cumhuriyet, Cihan İnkılabı ve Millî Komünizm Meseleleri. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 2020 doi:10.32739/uskudarsbd.6.11.80OA↩
- Oğuz KAAN. II. Meşrutiyet Dönemi Siyasal Gelişmelerinin Türkiye Demokrasi Tarihine Etkileri. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi. 2021 doi:10.15869/itobiad.795518OA↩
- Erkin Akan. Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Londra Konferansı (21 Şubat 1921-12 Mart 1921). Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı. 2018 doi:10.17518/canakkalearastirmalari.419271OA↩
- Adnan Sofuoğlu et al.. 1921 Londra Konferansı'nda Türk Diplomasi: Sadrazam A. Tevfik Paşa'nın Sözü Türkiye Büyük Millet Meclisi Temsilcilerine Bırakması Meselesi. Belleten. 2015 doi:10.37879/belleten.2015.351OA↩
- Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921). Ceride-i Resmiye 7 Şubat 1921, s.1. https://www.anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/onceki-anayasalar/1921-anayasasi/ (erişim 10 Eylül 2026) www.anayasa.gov.trbirincilOA↩