E21876–1918taslak

I. ve II. Meşrutiyet

1876 Kanun-i Esasi'nin öncüllerini, hazırlanışını ve kurduğu iki meclisli düzeni; 1909 tadilleriyle padişah yetkisinin sınırlanıp hükümetin Meclis'e karşı sorumlu kılınmasını ve II. Meşrutiyet'in Cumhuriyet'e devrettiği kurumsal bilançoyu literatür ve Kanun-i Esasi metni üzerinden anlatır.

Meşrutiyet, Osmanlı-Türk anayasacılığının iki evreli denemesidir: 1876'da ilan edilip iki yıl içinde askıya alınan Kanun-i Esasi ve 1908'de aynı metnin yeniden yürürlüğe girmesiyle başlayan, 1909 tadilleriyle parlamenter monarşiye yaklaşan ikinci dönem. Anayasa hukuku literatürü bu dönemi, anayasacılık hareketlerinin "zirveye çıktığı ve gerçek bağlamında uygulanmaya çalışıldığı" evre olarak tanımlar.238 Bu sayfa, Kanun-i Esasi'nin öncüllerinden başlayarak kurduğu düzeni, 1909'da bu düzende yapılan değişiklikleri ve dönemin Cumhuriyet'e bıraktığı kurumsal mirası ele alır.

Fermanlardan anayasaya: 1808–1876

Cenan, anayasal gelişmeyi "devlet iktidarının temel hak ve özgürlükler lehine sınırlandırılması" olarak tanımlar ve Osmanlı'daki hareketlenmeyi Batı Avrupa ile aynı dönemde, ona paralel konumlandırır. Kanun-i Esasi'nin öncül zinciri Sened-i İttifak (1808), Tanzimat Fermanı (1839) ve Islahat Fermanı'dır (1856). Bu belgelerin ortak eksiği, hak ve güvence tanısalar da bunları bağlayıcı kılacak bir hukuki mekanizma kurmamış olmalarıdır:238

Her iki ferman da Sultan Abdülmecit döneminde ısdar edilmekle birlikte bağlayıcılıklarının sağlanması için hukuki bir mekanizma kurulmamış, fermanlar, padişahın tebaasına ve ilan edildikleri sırada orada bulunan yabancı ülke büyükelçilerine sözü mesabesinde kalmıştır. — Cenan, 2023 238

Anayasa talebini siyasal bir programa dönüştüren aktör Genç Osmanlılar'dır. Aykaç'a göre bu hareketin ayırt edici yanı, önceki iç çekişmelerden farklı olarak, mutlak monarşinin yetkilerinin halk lehine sınırlandırılmasını ve paylaşılmasını talep etmesidir; seçim ve parlamento "kurtuluşun teminatı" olarak görülmüştür.249

Kendilerine Genç Osmanlılar denilen bu muhalif hareketin temsilcileri, Osmanlı'da daha önce yaşanan iç çekişmelerden farklı olarak mutlak monarşinin yetkilerini halkın lehine sınırlandırılmasını ve paylaşılmasını talep etmişlerdir. — Aykaç, 2021 249

Kaan, aynı dönemde Tanzimat'ın yerel meclisler ve seçim kültürü yoluyla bir kurumsal zemin hazırladığını; Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, Meclis-i Vâlâ, Meclis-i Âli-i Tanzimat ve Şûra-yı Devlet gibi merkezî kurumların sonraki yıllarda kuvvetler ayrılığının temelini oluşturduğunu ileri sürer.239

Kanun-i Esasi'nin kurduğu düzen ve ilk deneme, 1876–1878

Kanun-i Esasi, Mithat Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından 1831 Belçika ve 1859 Prusya anayasaları incelenerek hazırlanmış ve 23 Aralık 1876'da yürürlüğe girmiştir. Kurduğu yasama organı iki meclislidir: halkın seçtiği Meclis-i Mebusan ve padişahın atadığı Ayan Meclisi. Parlamento altı buçuk ay çalışabilmiş; II. Abdülhamid Kanun-i Esasi'nin kendisine verdiği yetkiyle meclisi tatil etmiştir.249

Metin bu yapıyı 42. maddede kurar: Meclis-i Umumi "Heyeti Âyan ve Heyeti Mebusan namlarile başka başka iki heyeti" içerir. Ayan'ın reisi ve üyeleri, Mebusan üyelerinin üçte birini geçmemek üzere doğrudan padişahça atanır (md. 60); Mebusan'ın seçimi 65–66. maddelerdedir. Padişahın kişiliği "mukaddes ve gayri mesul"dür (md. 5).281

Bu ilk metnin yetki dengesini Gürdoğan şöyle özetler: hükümdara mutlak yetki verilmiştir; icra organının tayininde ve yasama kuvvetinin çalışmasında padişahın iradesi tek etkendir; mebusların kanun teklifi bile kayıt ve şarta bağlıdır. Padişah Meclis'i feshetmiş ve Kanun-i Esasi 31 yıl fiilen yürürlükten kalkmıştır.233

Tatil ve fesih yetkisinin dayanağı konusunda kaynaklar farklı madde numarası verir. Kaan, 1878'deki tatil için Kanun-i Esasi'nin 35. maddesini gösterir;239 Akan ise Meclis-i Mebusan'ın 1920'deki feshini anayasanın 7. maddesindeki yetkiye bağlar.248 Metinde iki madde de vardır ve farklı şeyleri düzenler. 7. madde padişahın genel hak kataloğudur:281

"[...] meclisi umuminin akt ve tatili ve ledeliktiza heyeti mebusanın azası yeniden intihap olunmak şartile feshi hukuku mukaddesei Padişahi cümlesindendir." — Kanun-i Esasi md. 7281

  1. madde ise feshi hükümetin ısrar ettiği bir maddenin Mebusan'ca tekrarlı reddine bağlar:281

"[...] vükelânın tebdili veyahut müddeti kanununiyesinde intisap olunmak üzere heyeti mebusanın feshi münhasırran yedi iktidarı hazreti padişahidedir." — Kanun-i Esasi md. 35281

"Tatil" 35. maddede geçmez; 7. maddede ve toplantı takvimini düzenleyen 43–44. maddelerdedir. Kaan'ın 1878 için gösterdiği 35. madde239 metinde tatil değil, vükelâ–mebusan ihtilafında koşullu fesih maddesidir; 1878 iradesinin dayanağı anayasa metninden tek başına doğrulanamaz. Akan'ın 7. madde atfı ise metinle uyuşur; 1916 sonrasında bu yetkinin tek dayanağı 7. maddedir. 1877 tarihli Fransızca çeviri de aynı yöndedir.281

Anayasanın kâğıt üstündeki güvencesi ile fiilî uygulama arasındaki makas daha ilk yılında görünür olmuştur. Demirkol'un basın tarihi vakası bunu gösterir: 1864 Matbuat Nizamnamesi'ni işlevsiz kılan 1867 Kararname-i Âli, hükümete basın üzerinde idari tedbir yetkisi vermişti; Kanun-i Esasi basın tarafından bir özgürlük umudu olarak karşılandı, ancak 1877 Osmanlı-Rus Savaşı, sıkıyönetim ve anayasanın askıya alınması bu umudu söndürdü. Hayal dergisi sahibi Teodor Kasap, Kanun-i Esasi'ye dair bir karikatür yüzünden anayasa yürürlükteyken üç yıl hapis cezası aldı.275 Makasın metindeki dayanağı 113. maddedir: hükümete, ihtilal emaresi görülen yerde geçici "idarei örfiye" (sıkıyönetim) ilanı; padişaha, hükümetin emniyetini ihlal ettiği sabit olanları ülkeden "ihraç ve teb'id" (sürgün) etme yetkisini verir.281

Basın özgürlüğü açısından ise Kararname-i Âli'nin basının iktidar karşısında bağımsız olma ihtimalini yok ettiğini söylemek mümkündür. — Demirkol, 2023 275

1909 tadilleri: yetkinin padişahtan Meclis'e kayması

Kanun-i Esasi 23 Temmuz 1908'de yeniden yürürlüğe girdi.239 Gürdoğan'a göre yeni Meclis'in ilk işi, padişahın mutlak yetkisini sınırlamak ve yasama ile yürütme arasında denge kurmaktı:233

Binaenaleyh, yapılacak ilk iş Kanunu Esasiyi tadil ederek Padişahın bu mutlak selâhiyetini takyid ve teşri ve icra kuvvetleri arasında bir muvazeneyi temin etmekti. — Gürdoğan, 1959 233

Meclis-i Mebusan bir kurucu meclis değildi; yalnız 116. maddedeki tadil yetkisini kullandı. Tadiller Ayan'dan geçerek 21 Ağustos 1909'da yürürlüğe girdi. Gürdoğan'ın madde madde dökümüne göre padişahın statüsündeki başlıca değişiklikler şunlardır: 3. maddeyle cülusta şer'-i şerife, Kanun-i Esasi'ye, vatan ve millete sadakat yemini; 6. maddeyle tahsisatın "kanun-ı mahsus" ile belirlenmesi; 7. ve 27. maddelerle padişahın yalnız Sadrazam ve Şeyhülislam'ı doğrudan ataması, vükelayı Sadrazam'ın teşkil etmesi; 38. maddeyle hükümetin Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu kılınması ve Meclis'in hükümeti düşürebilmesi. Rütbe ve mansıp tevcihi kanuna, umumi af Meclis-i Umumi'nin tasvibine bağlanmış; padişahın Meclis'i toplama, tatil ve fesih yetkisi kısıtlanmıştır.233

Tadil metni bu dökümü doğrular. 1876'da vükelâ padişah iradesiyle atanıyor (md. 27), yalnız "memuriyetine müteallik ahval ve icraat"tan sorumlu tutuluyordu (md. 30); kime karşı olduğu yazmıyordu. 1909 metni bunu Meclis'e yöneltir:281

"Vükelâ hükûmetin siyaset-i umûmîyesinden müştereken ve daire-yi nezaretlerine ait muamelâttan dolayı münferiden Meclis-i Meb'usan'a karşı mesuldürler. [...]" — Kanun-i Esasi md. 30 (1909 tadili)281

Tadilli 38. madde gensoru sonunda Mebusan çoğunluğunun güvensizlik (adem-i itimat) beyan ettiği nazırın, sadrazam hakkında beyan edilirse tüm heyetin düşeceğini yazar. Fesih de yeniden yazılmıştır: tadilli 7. madde feshi "otuzbeşinci madde mucibince" üç ay içinde seçim ve Ayan'ın muvafakati şartına bağlar; tadilli 35. madde ise feshi ancak hükümetin istifası ve ikinci bir redden sonra mümkün kılar; yeni Meclis de ısrar ederse Meclis'in kararı bağlayıcıdır. 113. maddenin 1909 metninde sürgün cümlesi yer almaz.281

27 Mayıs 1914 tadili 35. maddeden Ayan'ın muvafakati şartını çıkarmış, seçim süresini dört aya uzatmış ve 73. maddeyi kaldırmıştır. 9 Mart 1916 tadili 35. maddeyi tümüyle metinden çıkarmış ("Tayyedilmiştir") ve feshi yalnız 7. maddede bırakmıştır: "dört ay zarfında bi'l-intihâb ictima etmek üzere lede'l-iktiza Hey'eti Meb'usan'ın feshi [...] hukuk-ı mukaddese-i padişahîdendir." 1920'de Meclis-i Mebusan feshedildiğinde bu yetkinin tek dayanağı 7. maddeydi; 35. madde dört yıldır yoktu.281

Gürdoğan asıl değişikliği meşruiyet kaynağında görür:233

Ancak 1876 Kanuni Esasisinin kanunilik vasfını doğrudan doğruya Padişahın arzu ve iradesinden almasına mukabil 1909 tadilleri milletin müdahalesi ve millet mümessillerinin faaliyeti neticesi meydana gelmiştir. — Gürdoğan, 1959 233

Aynı yazarın bilançosu ise temkinlidir: iyi niyetle yapılan tadiller "şahsî ve siyasî ihtiraslar" yüzünden korunamamış; hükümdar aleyhine hükümler görünüşte hükümdar, gerçekte icra kuvveti lehine yeniden değiştirilmiştir. Yazarın deyişiyle "ne istibdat yok oldu ne de hakiki bir inkılâp gerçekleşti".233 Cenan da benzer bir ölçüyle Kanun-i Esasi'nin çağdaşı Batı örneklerine göre "çok başarılı" sayılamayacağını, ama yetmiş yıllık tartışma geçmişine dayanan, yabana atılamayacak bir anayasacılık deneyimi yaşattığını belirtir.238

II. Meşrutiyet'in kurumsal bilançosu ve Cumhuriyet'e devri

Kaan, yaklaşık on iki yıllık II. Meşrutiyet dönemini Türkiye'nin 1923 sonrası siyasal tarihinin bir provası olarak okur:239

II. Meşrutiyet Dönemi yaklaşık on iki yıllık bir süreyi kapsamasına rağmen özellikle 1923 yılından itibaren Türkiye'nin yaşadığı siyasi ve demokrasi tarihinin sıkıştırılmış bir şeklidir. — Kaan, 2021 239

Yazar bilançoyu iki sütunda kurar. Olumlu sütunda seçim ve parlamentonun kurumsallaşması, meşruiyetin gelenekselden yasal-ussala dönüşmesi, siyasal partiler ve çok partili seçim, millet egemenliği ilkesi ve anayasa değişiklikleriyle meşruti rejimin güçlenmesi vardır. Olumsuz sütunda ise askerin siyasette görünürlüğü, sert iktidar-muhalefet ilişkisi, İttihat ve Terakki'nin devletin sahibi gibi davranan seçkinci kadrosu, gazete kapatma ve sansür, siyasi cinayet, tehditle muhalefetin bastırılması ve darbe geleneğinin yerleşmesi sayılır. Bu ayrım yazarın kendi normatif çerçevesidir.239

Yeni rejim meşruiyetini sembolik düzeyde de kurmaya çalışmıştır. Çoruk'a göre Abdülhamid dönemi icatları (cülus, Ertuğrul Gazi ihtifalleri) hanedan meşruiyeti üzerine kurulurken, Meşrutiyet dönemi icatları "millet" kavramı üzerine kurulmuştur; rejim değişince meşruiyet sembolü de değişmiştir. Bu alandaki ilk somut adım Meclis'in kararıdır:213

Bu alanda ilk somut uygulama Meşrutiyet'in ilân tarihi olan 10 Temmuz'un Meclis tarafından 8 Temmuz 1909 tarihli oturumunda her yıl kutlanmak üzere ulusal bayram yani "ıyd-ı millî" kabul edilmesidir. — Çoruk, 2016 213

Dönemin reform kapasitesi anayasa ve Meclis'le sınırlı kalmamış, devlet aygıtının başka kurumlarına da uzanmıştır. Bir örnek medresedir: Tanzimat'ta ve Abdülhamid döneminde dile getirilen ıslah ihtiyacı ancak Meşrutiyet döneminde, 1910, 1914 ve 1917 nizamnâmeleriyle fiilî yeniden yapılanmaya dönüşmüş; ancak girişim I. Dünya Savaşı'nın şartları ve idarî-malî anlaşmazlıklar yüzünden yarım kalmıştır.154

Aykaç, II. Meşrutiyet'i hem Osmanlı modernleşmesinin dönüm noktası hem geleneksel Osmanlı yönetim anlayışının sonu ve Cumhuriyet'e geçiş süreci olarak konumlandırır; Cumhuriyet'i kuran kadroların Meşrutiyet'le hayat bulan düzenlemelerin tanığı olduğunu vurgular.249

Literatürün sınırları

Bu sayfanın omurgasını kuran üç kaynak birincil metne farklı uzaklıktadır. Gürdoğan 1959 tarihli olup Düstur'daki tadil metinlerine dayanır; ancak sonraki anayasa tarihi literatürünü içermez ve 27 Mayıs 1960 öncesinin terminolojisiyle yazılmıştır.233 Cenan ve Aykaç ikincil literatür sentezidir; Cenan'da Meclis zabıtı veya Düstur kullanımı görünmez ve dergi Adalet Bakanlığı yayınıdır, Aykaç'ın İngilizce özetinde tarih hataları vardır ve bu sayfada yalnız Türkçe gövdeye dayanılmıştır.238249 Kaan'ın "sıkıştırılmış prova" tezi analojiktir; nedensellik ölçülmemiştir.239 Demirkol yalnız 1876–1878 evresini ve tek bir davayı, Çoruk ise rejimin sembolik boyutunu ele alır; ikisi de anayasal sistemi doğrudan incelemez.275213 Anayasa metni Anayasa Mahkemesi'nin Latin harfli transkripsiyonundan alınmıştır; 1914 sonrası bazı tadil metinleri kaynakta kısaltılmıştır, yazım tutarsızlıkları olduğu gibi bırakılmıştır.281 Meclis-i Mebusan'ın seçim usulünün işleyişi, Ayan'ın fiilî çalışması, 1912–1914 karşı tadillerinin siyasi bağlamı ve İttihat ve Terakki'nin parti olarak iç yapısı bu sayfanın kaynaklarında yer almadığı için burada anlatılmamıştır.

Kaynaklar

  1. Zeki Salih Zengi̇n. Osmanlılar’da II. Meşrutiyet Döneminde Yeni Açılan Medreseler ve Din Görevlisi Yetiştirme Çalışmaları. İslâm Araştırmaları Dergisi. 2016 doi:10.26570/isad.327227OA
  2. Ali Çoruk. Bir Gelenek İcadı Olarak II. Meşrutiyet Döneminde Gerçekleştirilen İstanbul’un Fethi Törenleri. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi. 2016 doi:10.16947/fsmia.238931OA
  3. GÜRDOĞAN Burhan. İKİNCİ MEŞRUTİYET DEVRİNDE ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 1959 doi:10.1501/hukfak_0000001464OA
  4. Eren Cenan. OSMANLI-TÜRK ANAYASACILIĞININ İLK ANAYASASI: 1876 TARİHLİ KANUN-İ ESASİ. Adalet Dergisi. 2023 doi:10.57083/adaletdergisi.1391712OA
  5. Oğuz KAAN. II. Meşrutiyet Dönemi Siyasal Gelişmelerinin Türkiye Demokrasi Tarihine Etkileri. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi. 2021 doi:10.15869/itobiad.795518OA
  6. Erkin Akan. Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Londra Konferansı (21 Şubat 1921-12 Mart 1921). Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı. 2018 doi:10.17518/canakkalearastirmalari.419271OA
  7. Zikrullah AYKAÇ. Cumhuriyetin Devraldığı Siyasi Miras: II. Meşrutiyet. Journal of Turkish Research Institute. 2021 doi:10.14222/turkiyat4483OA
  8. Gökhan Demirkol. ZİNCİRLİ HÜRRİYET: TEODOR KASAP’IN KANUN-İ ESASİ İLE İMTİHANI. Belgi Dergisi. 2023 doi:10.33431/belgi.1178747OA
  9. Kanun-i Esasi. Düstur 1. tertip c.4. https://www.anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/onceki-anayasalar/1876-kanun-i-esasi/ (erişim 10 Eylül 2026) www.anayasa.gov.trbirincilOA