F72002–2017taslak

2002 Sonrası ve Referandumlar

2002'den 2017 referandumuna uzanan dönemde iktidar partisinin tarihsel kökeni, seçim üstünlüğünün yerel kaynakları, hak alanlarının rejim evrelerine göre değişen kullanımı ve parti programlarının nasıl okunacağı — literatürün sunduğu çerçeveler.

2002 seçimleriyle başlayan ve 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumuyla yeni bir evreye geçen dönem, Türkiye siyaset kurumu literatüründe en yoğun çalışılan aralıklardan biridir. Bu sayfada dört farklı yaklaşım bir araya getirilmiştir: partinin tarihsel silsilesini izleyen bir okuma (Dinçşahin, 2012), seçim üstünlüğünün yerel kaynaklarını nicel olarak ölçen bir çalışma (Çınar, 2015), hak alanlarının rejim evrelerine göre nasıl kullanıldığını izleyen bir süreç analizi (Arat, 2021) ve iki büyük partinin programlarını metin düzeyinde karşılaştıran bir içerik analizi.120 Her biri farklı bir soruya cevap arar; birlikte okunduklarında dönemin kurumsal haritasını verirler.

Parti silsilesi ve kapatma geleneği

Dinçşahin'e (2012) göre Adalet ve Kalkınma Partisi, 1970'te Millî Nizam Partisi ile başlayan İslamcı parti silsilesinin en son halkası olarak konumlanır. Bu silsilede MNP 1971'de, MSP 1980 darbesiyle, Refah Partisi ise 1998'de kapatılmıştır. Yazar, parti kapatmalarını Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve askerî yönetimler eliyle yürüyen, yinelenen bir kurumsal mekanizma olarak okur; izlediği hat da budur.

Aynı çalışmaya göre Refah Partisi'nin 1995'te yüzde 21 oyla koalisyona girmesi ve 28 Şubat 1997 sürecinin ardından kapatılması, parti içinde liberal reformcular ile muhafazakârlar arasındaki ayrışmayı görünür kılmıştır. Dinçşahin, yeni partinin kadrolarının İslamcı kimlikten açıkça vazgeçtiklerini ilan etmediklerini, bunun yerine değiştiklerini ve dünyadaki koşullara uyum sağladıklarını öne sürdüklerini aktarır.

Artık İslamcı olmadıklarını doğrudan ilan etmemekle birlikte, zaman içinde evrildiklerini ve dünyadaki değişen koşullara uyum sağladıklarını öne sürdüler.

— Dinçşahin, 2012

Bu çalışmanın kapsamı 2007–2010 ile sınırlıdır; 2013 sonrası dönüşümü ve 2017 sistem değişikliğini içermez. Yöntemi yorumsayıcıdır, ölçüm sunmaz ve ekonomi-politik açıklamaları kapsam dışında bırakır.

Seçim üstünlüğünün yerel kaynakları

Çınar (2015), pekişmemiş demokrasilerde asıl tehlikenin ani çöküş değil kademeli aşınma olduğunu savunur ve bu aşınmanın içinde, sandıkta kazanarak yöneten "hegemonik parti" kavramını inceler. Yazar hegemonik partiyi beş ölçüte bağlar: sayıca üstünlük, parti sistemi içinde hegemonik pazarlık konumu, birkaç yıl değil uzun dönemli süreklilik, birbirini destekleyen politikalarla gündemi belirleme ve açık otoriter eğilimler. Çınar'a göre hegemonik parti sistemi, İsveç, Japonya ve İtalya'daki "yaygın parti sistemi" ile aynı şey değildir; farkı yaratan otoriter niteliklerdir.

Bugünün pekişmemiş demokrasilerinin sorunu genellikle bütünüyle yıkılmaları ya da çökmeleri değil, zaman içinde adım adım çürümeleri ve aşınmalarıdır.

— Çınar, 2015

Çalışmanın özgün katkısı düzeyindedir: literatürün hegemonik partilerin nasıl ayakta kaldığını çok, nasıl doğduğunu ise az çalıştığını ve ulusal düzeyde kaldığını tespit eden yazar, birey düzeyi anket verisini kendi derlediği il düzeyi veri setiyle birleştirerek yerel/alt-sistemik düzeyi ekler. İdeoloji, kaynak dağıtımı, ekonomik oy, demografi ve siyasal kurumlar bağımsız değişkenler olarak kullanılır. Çınar, AKP'yi "proto-hegemonik dinî parti" olarak adlandırır; bu normatif bir konumlanmadır ve metinde açıkça taraf tutulur. Çalışma 2015 öncesi seçim verisiyle sınırlıdır; 2017 referandumu, 2018 sistem değişikliği ve 2019 yerel seçim sonuçlarıyla sınanmamıştır. İl düzeyi veri kullandığı için il içi farklılıklar görünmez.

Hak alanları ve rejim evreleri

Arat (2021), 2002–2021 aralığını tek ülke üzerinden süreç izleme yöntemiyle inceler ve "demokratik gerileme" için Bermeo'nun (2016) tanımını benimser: mevcut demokrasiyi ayakta tutan siyasal kurumların devlet eliyle zayıflatılması ya da ortadan kaldırılması. Yazarın ana savı, kadın haklarının her aşamada farklı bir stratejiyle araçsallaştırıldığıdır; "araçsallaştırma" burada hakların, kadınların çıkarından bağımsız olarak yönetici seçkinlerin çıkarı için kullanılması anlamına gelir.

Arat'ın kronolojisi üç aşamalıdır. Birinci aşamada (2002 sonrası) laik bağlamda meşruiyet ihtiyacı, liberal söylemi ve kadın haklarına ilişkin yasaların genişletilmesini beraberinde getirmiştir. İkinci aşamada (2010 sonrası) mevcut eşitlikçi yasal çerçeve yeniden yorumlanmış, dinî nikâh teşvik edilmiş ve muhafazakâr bir toplumsal cinsiyet ideolojisi yayılmıştır. Üçüncü aşamada muhafazakâr kadın kurumları kurulmuş, mevcut eşitlikçi kadın örgütleri marjinalleştirilmiştir.

Kadın hakları böylece, yönetici seçkinlerin iktidar arayışının salt bir aracı ya da gerecine dönüşür.

— Arat, 2021

Bu çalışmanın kuramsal katkısı, odağı rejim tipinden rejim değişimine kaydırmasıdır: aynı iktidar, aynı hak alanını farklı rejim evrelerinde farklı yönde kullanabilir. Arat'ın aktardığı rejim tanımı kronolojisinde 2015 civarı "rekabetçi otoriter", sonraki yıllar giderek "otoriter" olarak nitelenir; 2017 referandumu dönüm noktası sayılır. Yazar açık bir normatif konumdan yazar; muhafazakâr kadın hareketinin kendi failliği gibi karşı yorumlar sınırlı yer bulur. Bulgular tek politika alanı üzerinden kurulur ve 2021'de kapanır.

Parti programları ne söylüyor

Balun (2022), CHP ve AK Parti'nin resmî web sitelerinden alınan parti programlarını doküman ve içerik analiziyle karşılaştırır.120 Çalışmanın kuramsal çerçevesinde parti programı, partinin kimliğini oluşturan uzun dönemli metin olarak konumlandırılır; seçime özgü olduğu için her defasında yeniden tasarlanan seçim programından ayrılır ve iktidara gelinmesi hâlinde hükümet programlarına da yansıyacak temel metin sayılır.120

Parti programları ile Partinin ilke ve düşünceleri konusunda vatandaşlara genel bir fikir sunulmakta, partinin diğer partilerden ayrıştığı temel değerler ve toplumun talepleri doğrultusunda ortaya konulan öneriler bu metinler aracılığıyla seçmenlere aktarılmaktadır.

— Balun, 2022 120

Sosyal politika bu çalışmada sosyal hukuk devleti ilkesine bağlanır: Anayasa'nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni sosyal hukuk devleti sayar, 5. maddesi devletin sosyal ve ekonomik yükümlülüklerinin çerçevesini çizer.120 Sonuç olarak iki partinin kullandıkları dil, sosyal politikayı ele alış biçimi, sistem önerileri ve sunulan çözüm yöntemleri bakımından bir kısım konuda ortak, bir kısmında ayrışan yaklaşımlara sahip olduğu tespit edilmiştir.120

Bu çalışma okunurken bir ayrım korunmalıdır: veri programın kendisidir, uygulama değil. Metin ne vaat edildiğini gösterir, ne yapıldığını değil; iktidar performansı ölçülmez.120 Yazar ayrıca Türk siyasetinde çok kısa dönemlerde çok farklı söylemler geliştirilebildiğini, bu nedenle program tarihinin önemli olduğunu belirtir.120 Yalnız iki parti incelenmiştir ve 2023 sonrası program güncellemeleri kapsam dışıdır.

Kaynaklar

  1. Bora Balun. CHP VE AK Parti Siyasi Programlarının Sosyal Politika Kapsamında Değerlendirilmesi. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 2022 doi:10.53443/anadoluibfd.1098458OA